Kaş ve çevresine yerleşmiş bir çift olarak, bölgedeki keşif rotanızda tarihi mutlaka ön plana çıkarmalısınız. Antalya’nın batıdaki incisi Demre ilçesinde yer alan Myra Antik Kenti, sadece bir ören yeri değil; Likya medeniyetinin ve Hristiyanlık tarihinin kesiştiği, büyüleyici bir merkezdir. Kaş’a yaklaşık 45 km mesafede olması, günübirlik gezi için ideal bir durak yapar.
Myra’yı Eşsiz Kılan Özellikler
Myra, antik çağlarda Likya Birliği’nin altı büyük kentinden biriydi ve ticaretteki başarısı sayesinde “Metropolis” (başkent) unvanını bile taşımıştır. Kentin ünü, yüzyıllar boyunca süren tarihi ve kültürel mirasından gelir:
Likya Kaya Mezarları
Myra, görkemli kaya mezarlarıyla ünlüdür. Tiyatronun hemen üzerindeki dik kayalıklara oyulmuş olan bu mezarlar, M.Ö. 4. yüzyıla kadar uzanır. O dönemin sosyokültürel yapısını yansıtan bu mezarların kabartmaları, adeta kayaya oyulmuş bir masal kapısı gibidir. Mezarların içine çıkılamasa da, aşağıdan bakıldığında bile antik kentteki en muhteşem yapılardır.
Roma Tiyatrosu
Akropolün güney eteğinde yer alan Roma Dönemi tiyatrosu, Anadolu’daki en iyi korunmuş tiyatrolardan biri olarak bilinir. Yaklaşık 10.000 (bazı kaynaklara göre 11.000) kişilik kapasitesiyle Likya’nın en büyük tiyatrosudur. Sahne binasının ikinci katının bir kısmı bile günümüze kadar ayakta kalmayı başarmıştır.
Aziz Nikolaos (Noel Baba) İle Bağlantısı
Myra, tüm dünyada Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolaos‘un piskoposluk yaptığı şehirdir. 4. yüzyılda burada piskoposluk yapan Aziz Nikolaos’un cömert ve şefkatli yapısı, onu Likya halkı için bir koruyucu aziz haline getirmiştir. Myra bu sayede Bizans ve Orta Çağ boyunca dini ve idari açıdan önemini korumuştur. Antik kente yakın konumda bulunan Aziz Nikolaos Kilisesi, Hristiyan dünyası için büyük önem taşır ve Demre’nin simgesi haline gelmiştir.
Myra’nın Tarihine Kısa Bir Bakış
- Likya Birliği’nin Gücü: Kent, M.Ö. 5. yüzyıldan itibaren varlığını sürdürmüştür. Likya Birliği’nde üç oy hakkına sahip altı şehirden biriydi ve “En Parlak Şehir” olarak anılırdı.
- Alüvyon Tehdidi: Şehre hayat veren Demre Çayı (antik adı Myros), aynı zamanda kentin sonunu da hazırlamıştır. Çayın taşıdığı alüvyonlar, zamanla Myra’nın büyük bir kısmını, hatta neredeyse 10 metreye varan kalınlıkta bir katmanın altına gömmüştür.
- Ticaret ve Liman: Myra’nın zenginliği, Andriake Liman Kenti (günümüzde Likya Uygarlıkları Müzesi olarak hizmet veriyor) aracılığıyla yürüttüğü deniz ticaretinden geliyordu.
Myra’yı ziyaret ettiğinizde, Likya’nın ihtişamlı yaşamına yakından tanıklık ederken, hem tarihi hem de kültürel derinliğiyle büyüleneceksiniz. Kaş tatilinizi planlarken, Myra ve Aziz Nikolaos Kilisesi’ni mutlaka listenize ekleyin.
Siz de bu bölgede tarihin denizle buluştuğu Kekova ve Simena (Kaleköy) gibi noktaları gezmeyi düşünüyor musunuz?

