Uzunçarşı’nın tam ortasında, günlük hayatın akışı içinde bir anda karşınıza çıkan Kral Mezarı, Kaş’ın en etkileyici tarihi simgelerinden biri. Rengârenk dükkânlar, cafeler ve kalabalığın arasında böylesine görkemli bir yapıyla karşılaşmak ilk anda insanı şaşırtıyor. Bu da Kral Mezarı’nı Kaş’ta özel kılan detaylardan biri: tarih, burada hayatın tam merkezinde duruyor.
M.Ö. 4. yüzyıla tarihlenen bu anıtsal lahit, tek parça kaya bloktan oyulmuş. Likya dönemine ait olan mezarın, dönemin soylularından ya da önemli bir yöneticisine ait olduğu düşünülüyor. Lahdin alt kısmında yer alan 8 satırlık Likçe kitabe, mezarın kime ait olduğu ve dönemin inanç sistemi hakkında önemli ipuçları veriyor. Ön yüzünde bir erkek figürü, elinde asa ile tasvir edilirken; yanında hüzünlü bir kadın figürü yer alıyor. Batı cephesinde başka bir kadın kabartması bulunuyor. Üst kısmında ise gücü ve koruyuculuğu simgeleyen iki aslan figürü dikkat çekiyor.
Kral Mezarı, yalnızca bir tarihi yapı değil; aynı zamanda Kaş’ın başlangıç noktası olarak kabul edilen simgesel bir durak. Gün batımında çevresinde toplanan insanlar, fotoğraf çeken ziyaretçiler ve çarşıdan geçenler, bu binlerce yıllık eseri Kaş’ın yaşayan dokusunun bir parçası hâline getiriyor. Uzunçarşı’yı gezerken birkaç dakikalığına durup bu mezarı incelemek, Kaş’ın tarihine dokunmanın en kolay ve etkileyici yollarından biri.

